XX. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Genel Durumu
XX. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti, siyasi, ekonomik ve askeri anlamda tarihin en sancılı dönemlerinden birini yaşamaktadır. Siyasi arenada 'Şark Meselesi' (Doğu Sorunu) çerçevesinde büyük devletlerin paylaşım planlarıyla karşı karşıya kalan devlet, içeride ise milliyetçilik akımlarının ve azınlık ayaklanmalarının yıkıcı etkisi altındadır. Bu ünitede, Osmanlı Devleti'ni dağılmaya sürükleyen iç ve dış dinamikleri, bu süreçte ortaya çıkan fikir akımlarını, Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nı, I. Dünya Savaşı'nın çıkış nedenlerini, Osmanlı'nın savaşa girişini ve bu süreçte imzalanan gizli antlaşmaları ile Mondros Ateşkes Antlaşması'nı detaylıca inceleyeceğiz.
Dağılmayı Önleme Çabaları ve Fikir Akımları
Osmanlı Devleti'ni kurtarmak ve devletin bütünlüğünü korumak amacıyla aydınlar ve devlet adamları tarafından çeşitli fikir akımları ortaya atılmıştır. YKS (TYT) sınavında bu fikir akımlarının savunucuları ve amaçları sıkça soru olarak karşımıza çıkmaktadır:
- Osmanancılık (İttihad-ı Anasır): Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkesi Osmanlı vatandaşı sayarak bir millet oluşturmayı amaçlar. Genç Osmanlılar (Jön Türkler) tarafından savunulmuştur. Balkan Savaşları'nda gayrimüslim unsurların bağımsızlık kazanmasıyla geçerliliğini yitirmiştir.
- İslamcılık (Ümmetçilik / Panislamizm): Tüm Müslümanları halifenin liderliği altında birleştirmeyi hedefler. II. Abdulhamid döneminde devlet politikası haline gelmiştir. I. Dünya Savaşı'nda Arap milletlerinin İngilizlerle iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasıyla bu fikir akımı da başarısız olmuştur.
- Türkçülük (Turancılık / Pantürkizm): Dünyadaki tüm Türkleri tek bir bayrak altında toplamayı amaçlar. Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Mehmet Emin Yurdakul gibi isimler savunucusudur. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında ve millî devletin kurulmasında en etkili fikir akımı olmuştur.
- Batıcılık: Osmanlı Devleti'nin kurtuluşunun ancak Batı'nın bilim, teknoloji ve yönetim tarzının örnek alınmasıyla mümkün olacağını savunur. Hiçbir zaman resmi devlet politikası olmamış, ancak Cumhuriyet dönemindeki inkılapların temelini oluşturmuştur.
- Adem-i Merkeziyetçilik: Prens Sabahattin tarafından savunulan bu akım, merkezi idarenin yetkilerinin bir kısmının yerel yönetimlere devredilmesini öngörür.
Trablusgarp Savaşı (1911-1912)
Siyasi birliğini geç tamamlayan İtalya, sömürge arayışı içine girmiş ve coğrafi olarak yakın olan Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprağı Trablusgarp'a göz dikmiştir. Osmanlı Devleti, Mısır'ın İngiliz işgali altında olması ve donanmasının yetersizliği nedeniyle Trablusgarp'a denizden ve karadan doğrudan askeri yardım gönderememiştir.
Bunun üzerine aralarında Mustafa Kemal Atatürk, Enver Paşa ve Fethi Okyar'ın da bulunduğu bir grup idealist Türk subayı kılık değiştirerek (gazeteci veya tüccar kimliğiyle) gönüllü olarak bölgeye gitmiştir. Yerli halkı teşkilatlandıran bu subaylar, Derne ve Tobruk'ta İtalyanlara karşı başarılı savunma savaşları yürütmüştür. Ancak bu sırada Balkan Savaşları'nın patlak vermesi ve İtalya'nın On İki Ada'yı işgal etmesi üzerine Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmıştır.
Uşi Antlaşması (1912): * Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakıldı. * Trablusgarp dini ve hukuki açıdan Osmanlı halifesine bağlı kalacaktı (Osmanlı, kültürel bağları korumak istemiştir). * On İki Ada, Balkan Savaşları sonuna kadar geçici olarak İtalya'ya bırakıldı (Ancak bir daha geri alınamamıştır).
Balkan Savaşları (1912-1913)
I. Balkan Savaşı
Rusya'nın kışkırtması ve Panslavizm politikasının etkisiyle Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan birleşerek Osmanlı Devleti'ne saldırmıştır. Osmanlı Devleti, ordunun içine siyasetin girmesi ve hazırlıksız yakalanması nedeniyle büyük bir bozguna uğramıştır.
Sonuçları: Midye-Enez hattının batısındaki tüm topraklar (Balkanlar, Edirne dahil) kaybedilmiştir. Arnavutluk bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı'dan ayrılan son Balkan milleti olmuştur.
II. Balkan Savaşı
I. Balkan Savaşı sonucunda en çok toprağı alan Bulgaristan'dan diğer Balkan devletlerinin (Sırbistan, Yunanistan, Karadağ) memnun kalmaması ve Romanya'nın da katılmasıyla Bulgaristan'a karşı II. Balkan Savaşı başlatılmıştır.
Osmanlı'nın Durumu: Bu durumu fırsat bilen Osmanlı Devleti, Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır.
Balkan Savaşları Sonrası İmzalanan Antlaşmalar: Londra, Bükreş ve İstanbul (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ile) antlaşmaları imzalanmıştır. Midye-Enez hattı yerine Enver Paşa'nın başarısıyla Edirne ve Kırklareli'ni kapsayan En-Midye (Edirne) Sınırı veya Meriç Nehri sınır kabul edilmiştir. Batı Trakya, Makedonya ve Arnavutluk Osmanlı'dan tamamen çıkmıştır. Balkanlardaki Türkler azınlık durumuna düşmüştür.
I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti
- yüzyılın en büyük küresel çatışması olan I. Dünya Savaşı, emperyalist devletler arası ekonomik ve sömürge rekabetinin bir sonucudur.
Savaşın Nedenleri
- Genel Nedenler: Sömürgecilik yarışından kaynaklanan hammadde ve pazar arayışı, devletler arası bloklaşma (İtilaf ve İttifak devletleri), militarizm, silahlanma yarışıdır.
- Özel Nedenler: Almanya ile İngiltere arasındaki ekonomik rekabet, Fransa'nın Alsas-Loren bölgesini Almanya'dan geri almak istemesi, Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası (Panslavizm) ve Avusturya-Macaristan ile Rusya'nın Balkanlar üzerindeki çıkar çatışmalarıdır.
Bloklar
- İtilaf Devletleri: İngiltere, Fransa, Rusya (daha sonra İtalya, ABD, Yunanistan katılmış; İtalya Londra Antlaşması ile taraf değiştirmiştir).
- İttifak Devletleri: Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya (savaş başında İttifak'taydı ancak yer değiştirdi), Osmanlı Devleti ve Bulgaristan.
Osmanlı Devleti'nin Savaşa Girişi
Osmanlı Devleti savaşın başında tarafsızlığını ilan etmiş ve kapitülasyonları tek taraflı kaldırdığını duyurmuştur. Ancak Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamıştır. İngiliz donanmasından kaçan Alman gemileri Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) gemilerinin Osmanlı tarafından satın alındığı ilan edilmiş, bu gemiler Türk bayrağı altında Karadeniz'e açılıp Rus limanlarını bombalayınca Osmanlı Devleti resmen I. Dünya Savaşı'na İttifak Bloku yanında girmiştir.
Osmanlı'nın Almanya'nın Yanında Savaşa Girmesinin Nedenleri: Kaybettiği toprakları geri almak, siyasi yalnızlıktan kurtulmak, Trablusgarp ve Balkanlar'da yaşanan kayıpların intikamını almak, Alman hayranlığı ve Enver Paşa'nın liderliğindeki hükümetin Alman zaferine olan inancıdır.
Osmanlı'nın Savaştığı Cepheler
Osmanlı Devleti taarruz, savunma ve müttefiklerine yardım olmak üzere üç kategoride cephe açmıştır:
- Taarruz Cepheleri:
- Kafkas Cephesi: Amaç, Rusları bölgeden uzaklaştırmak, Orta Asya Türkleri ile birleşmek (Turancılık) ve Bakü petrolüne ulaşmaktır. Sarıkamış Harekatı'nda donanım eksikliği ve sert kış koşulları nedeniyle on binlerce asker şehit olmuştur. Mustafa Kemal sonradan bu cepheye atanarak Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri almıştır.
- Kanal Cephesi: Almanya'nın isteğiyle açılmıştır. Amaç, Süveyş Kanalı'nı ele geçirerek İngiltere'nin Hindistan ile olan sömürge yollarını kesmektir. Başarısız olunmuştur.
- Savunma Cepheleri:
- Çanakkale Cephesi: İtilaf devletlerinin boğazları geçerek İstanbul'u almak, Rusya'ya yardım ulaştırmak ve savaşı kısa sürede bitirmek amacıyla açtığı deniz ve kara savaşlarıdır. Türk ordusunun ve Mustafa Kemal'in askeri dehası sayesinde İtilaf devletleri ağır bir yenilgiye uğramıştır. Savaşın süresi uzamış, Rusya'da rejim değişikliği (Bolşevik İhtilali) yaşanmıştır.
- Suriye-Filistin Cephesi: Kanal Cephesi'nin devamı niteliğindedir. Yıldırım Orduları Grubu komutanı olan Mustafa Kemal, burada İngiliz ilerleyişini Halep'te durdurmuştur.
- Irak Cephesi: İngilizlerin petrol kaynaklarını ele geçirmek ve Hindistan yolunu güvene almak için açtığı cephedir. Kut'ül Amare'de Türk ordusu İngiliz kuvvetlerini kuşatarak komutanlarıyla birlikte esir almıştır ancak genel sonuçta İngilizler bölgeye hâkim olmuştur.
- Hicaz-Yemen Cephesi: Kutsal toprakları korumak amacıyla açılmıştır. Fahreddin Paşa (Çöl Kaplanı) açlık ve imkansızlıklara rağmen Medine'yi kahramanca savunmuştur.
- Müttefiklere Yardım Edilen Cepheler: Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleridir.
Gizli Antlaşmalar
I. Dünya Savaşı devam ederken İtilaf devletleri Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla gizli antlaşmalar imzalamıştır: * İstanbul Antlaşması (1915): Boğazlar ve çevresi Rusya'ya bırakılmıştır. * Londra Antlaşması (1915): On İki Ada ve İtalya'ya Batı Anadolu (İzmir çevresi) vaat edilmiştir. * Sykes-Picot Antlaşması (1916): Ortadoğu toprakları (Suriye, Irak, Lübnan) İngiltere ve Fransa arasında paylaşılmıştır. * Saint Jean de Maurienne Antlaşması (1917): İzmir ve Konya çevresi İtalya'ya bırakılmıştır. * Petrograd Protokolü: Rusya'nın isteğiyle Doğu Anadolu ve Trabzon'un Rusya'ya verilmesi onaylanmıştır.
Savaşın Sona Ermesi ve Ateşkesler
ABD'nin İtilaf bloğu yanında savaşa girmesiyle ve Wilson İlkeleri'nin yayınlanmasıyla İttifak devletleri direncini yitirmiştir. Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı Devleti Almanya ile kara bağlantısını kaybetmiş, bunun üzerine Ahmet İzzet Paşa hükümeti istifa etmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Çözümlü Örnek Sorular
Örnek 1: Osmanlı Devleti'nde XX. yüzyılın başlarında ortaya çıkan fikir akımlarından biri olan Türkçülük akımı, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında büyük rol oynamıştır. Aşağıdaki devlet adamı veya yazarlardan hangisi Türkçülük akımının savunucuları arasında yer almaz?
A) Ziya Gökalp B) Yusuf Akçura C) Mehmet Emin Yurdakul D) Prens Sabahattin E) Ömer Seyfettin
Çözüm: Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul ve Ömer Seyfettin Türkçülük (Turancılık) fikir akımının önde gelen isimlerindendir. Prens Sabahattin ise 'Adem-i Merkeziyetçilik' ve teşebbüs-ü şahsi (özel teşebbüs) görüşlerini savunmuştur. Bu nedenle doğru yanıt D seçeneğidir.
Örnek 2: I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nin açtığı taarruz cephelerinden biri olan Kafkas Cephesi'nin açılmasında aşağıdaki amaçlardan hangisi etkili olmamıştır?
A) Orta Asya Türkleri ile birleşmek B) Bakü petrol havzasını ele geçirmek C) Süveyş Kanalı'nı İngilizlerden almak D) Rusya'yı savaş dışı bırakmak E) Kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum'u geri almak
Çözüm: Süveyş Kanalı'nı İngilizlerden almak amacıyla açılan cephe Kafkas Cephesi değil, Kanal Cephesi'dir. Kafkas Cephesi ise taarruz amaçlı olarak Rusya'yı durdurmak, Elviye-i Selasiye'yi (Kars, Ardahan, Batum) geri almak ve Turancılık idealiyle Orta Asya Türkleri ile birleşmek amacıyla açılmıştır. Doğru yanıt C seçeneğidir.
Sık Yapılan Hatalar
- Hata: Trablusgarp Savaşı'nda Mustafa Kemal'in ve diğer subayların resmi görevle (Osmanlı ordusuna bağlı bir tümen komutanı olarak) bölgeye gittiğini sanmak.
- Doğrusu: Subaylar bölgeye gönüllü olarak, gizlice ve kimlik değiştirerek (gazeteci veya tüccar kimliğiyle) gitmişlerdir çünkü Osmanlı Devleti bölgeye resmi asker gönderememiştir.
- Hata: I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nin bir taarruz cephesi olduğunu düşünmek.
- Doğrusu: Çanakkale Cephesi, Osmanlı Devleti'nin İstanbul'u ve boğazları korumak amacıyla açtığı bir savunma cephesidir.
- Hata: Wilson İlkeleri'ni İttifak devletlerinin yayınladığını zannetmek.
- Doğrusu: Wilson İlkeleri, savaşa sonradan katılan ABD'nin başkanı Woodrow Wilson tarafından yayınlanan ve İtilaf devletlerinin de onaylamak zorunda kaldığı barış ilkeleridir.
Sınav İpucu
YKS (TYT) Tarih sorularında XX. Yüzyıl Osmanlı dönemi sorulurken genellikle kavramlar, neden-sonuç ilişkileri ve kronoloji sorgulanır. Özellikle Trablusgarp Savaşı'nda Mustafa Kemal'in ilk askerlik deneyimini (Derne ve Tobruk) yaşadığını, I. Balkan Savaşı'nda Arnavutluk'un bağımsız olduğunu, II. Balkan Savaşı sonucunda Edirne ve Kırklareli'nin geri alındığını ve I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın imzaladığı gizli antlaşmaların rejim değişikliği (Rusya'da Bolşevik İhtilali) nedeniyle geçersiz kaldığını asla unutmayın.