Bu konuda ne öğrenirsin?
İdari Dava Türleri, idari yargı sistemimizin bel kemiğini oluşturur ve bir idari hakim adayı olarak bu ayrımı kusursuz bilmeniz gerekir. İdari işlem, eylem ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların hangi dava türüyle çözümleneceği, davanın esasına girilip girilemeyeceğini belirleyen temel eşiktir. Bu ünitede; iptal davalarının kapsamını, tam yargı davalarının hangi durumlarda açılacağını ve idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların usulünü detaylandıracağız. Özellikle yetki ve görev kurallarının dava türüyle olan organik bağını kavrayacak, yürütmenin durdurulması müessesesinin hangi davalarda ne zaman talep edilebileceğini öğreneceksiniz. Sınavın en teknik ve en çok çeldirici içeren bu bölümünde; idari yargıdaki dava açma sürelerinin dava türüne göre nasıl değişkenlik gösterdiğini, davacının hangi dava türüyle neyi hedeflemesi gerektiğini net bir biçimde çözümleyeceğiz. Doğru dava türünü seçmek, hak arama hürriyetinizin idari yargıda işlevsel kılınmasının ilk şartıdır. Ayrıca, idari yargının kendine has "re'sen araştırma ilkesi" çerçevesinde, hakimin dava türünün doğru nitelendirilmesindeki aktif rolünü ve dava dilekçesinin içeriğindeki taleplerin, davanın türüne etkisini irdeleyeceğiz. Unutmayın ki, usul hukuku kuralları, idarenin hukukiliğini sağlayan en önemli güvencedir.
Temel kavramlar
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK), idari dava türlerini üçlü bir sacayağı üzerine inşa etmiştir. Bu ayrım, sadece doktrinel bir sınıflandırma değil, davanın açılacağı mahkemeyi, süreleri, idari başvuru zorunluluğunu ve mahkemenin vereceği kararın hukuki sonucunu belirleyen pratik bir çerçevedir. 2577 sayılı İYUK madde 2, bu dava türlerini sınırlayıcı bir şekilde belirlemiştir.
İptal Davaları, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından biri veya birkaçı yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle, iptal edilerek hukuk aleminden silinmesi amacıyla açılır. Burada denetlenen şey, idarenin tek yanlı iradesiyle ortaya koyduğu ve icrai nitelik taşıyan işlemlerdir. İptal kararı, işlemi tesis edildiği andan itibaren geçmişe yürür; yani işlem hiç kurulmamış gibi sonuç doğurur. İptal davası, idarenin hukuka uygunluğunu denetleyen objektif bir davadır; bu nedenle davacının kişisel bir zarar görmesi şart değildir, "kişisel, meşru ve güncel bir menfaat" bağının bulunması yeterlidir.
Tam Yargı Davaları, idarenin her türlü eylem ve işleminden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar (zarar görenler) tarafından açılır. Burada hedef; zararın tazmini (tazminat), idarenin yerine getirmesi gereken bir yükümlülüğü yerine getirmesi veya iade edilecek bir paranın geri ödenmesidir. Dikkat: İptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası açılması mümkün olduğu gibi, iptal davası ile birlikte veya iptal davasından sonra da tam yargı davası açılabilir. Tam yargı davaları, doğrudan doğruya sübjektif hakların korunmasını hedefler.
İdari Sözleşmelerden Doğan Davalar, idarenin özel hukuk sözleşmelerinden değil, doğrudan idari sözleşmelerden (kamu ihale sözleşmeleri, imtiyaz sözleşmeleri vb.) kaynaklanan uyuşmazlıklarını konu alır. Bu davalarda mahkeme, tarafların iradesinden ziyade kamu hizmetinin sürekliliği, düzenliliği ve idarenin üstünlüklerini gözetir. Sözleşmenin uygulanması, feshi veya yorumlanmasından doğan tüm ihtilaflar bu dava türü çatısı altında görülür.
Objektif/Sübjektif Dava ayrımı, davacının amacı ile doğrudan ilişkilidir. İptal davaları objektif bir hukuka uygunluk denetimi sağlarken; tam yargı davaları, bireysel menfaatin ihlaline odaklanan sübjektif bir nitelik taşır. İdari sözleşmelerden doğan davalar ise niteliği itibarıyla bazen objektif, bazen de sübjektif özellikler gösterebilir. Sınavda bu kavramların birbirine karıştırılması, usulden reddedilen davaların en yaygın nedenidir.
Sık yapılan hatalar
Sınavlarda adayların en çok hata yaptığı nokta, "iptal davası mı, tam yargı davası mı?" ayrımında yaşanır. Bir işlemin hem iptali hem de tazminatı isteniyorsa, İYUK m.12 uyarınca bu taleplerin birlikte ileri sürülmesi bir tercih değil, usul ekonomisi ve uyuşmazlığın bütüncül çözümü gereği dikkate alınmalıdır. Ancak adaylar, iptal davası açıp tazminat istemini unutmakta veya tazminat davası açıp henüz iptal edilmemiş bir işlemin zarara yol açtığını ileri sürmektedir. Bu durumu engellemek için, işlemin kesinleşip kesinleşmediğini ve zarar doğurucu özelliğinin devam edip etmediğini kontrol edin. Unutulmamalıdır ki, kesinleşmiş işlemlerden doğan tazminat talepleri iptal davası açılmaksızın doğrudan tam yargı davası ile ileri sürülebilir.
Bir diğer hata, sürelere ilişkindir. Tam yargı davalarında, idareye başvurulması gereken haller ile doğrudan dava açılabilen haller karıştırılmaktadır. Özellikle zımni ret süreleri ve idari başvuru yolları atlanarak dava açıldığında, mahkemeler davayı "idari merci tecavüzü" nedeniyle reddetmektedir. Adaylar, idari başvuru yollarının zorunlu olduğu halleri göz ardı ederek usul hatalarına düşmektedir.
Son olarak, "görevsizlik" ve "yanlış dava türü" kavramları karıştırılmaktadır. Dava türünün yanlış seçilmesi, idari yargı düzeni içinde davanın reddini gerektirirken; adli-idari yargı ayrımındaki yanlışlık "görevsizlik" sonucunu doğurur. Sorularda işlemin "idari" olup olmadığına bakmak yerine, "hangi dava türüyle giderileceğine" odaklanmak sizi çeldiriciden kurtaracaktır. Ayrıca, davanın "hasım" gösterilmesindeki hatalar da, mahkemelerin davayı "husumet yönünden" reddetmesine yol açan bir diğer sık karşılaşılan usul hatasıdır.
Nasıl çalışılır?
İdari dava türlerini sadece metin olarak okumayın; bir şema çizin. Bir tarafa "İptal", diğer tarafa "Tam Yargı" yazın. İki dava türünün de idari eylem mi yoksa idari işlem mi üzerine kurulu olduğunu karşılaştırarak notlar alın. İdari işlemin icrailiği ile dava türü arasındaki ilişkiyi mutlaka bir tabloya dökün.
İYUK madde 2'yi başucunuzdan ayırmayın. Bu madde, dava türlerinin tanımlarının yapıldığı yerdir. Madde metnindeki "menfaat ihlali" ile "hak ihlali" kavramlarını ayırt edin. İptal davası için "menfaat", tam yargı davası için "hak" ihlalinin şart olduğunu ezberleyin. Hangi davada hangi "hak arama" koşulunun arandığı, davanın kabulü için en temel kriterdir.
Çıkmış sınav soruları üzerinden "Dava türü neydi?" analizi yapın. Soru kökünde bir tazminat talebi var mı, yoksa sadece işlemin geri alınması mı isteniyor? İstenen sonuç, davanın türünü belirleyen en güçlü ipucudur. Eğer soru, "İdarenin hukuka aykırı işlemi sonucu doğan bir kayıptan" bahsediyorsa, cevap daima tam yargı davasıdır.
"İdari Başvuru Yolları" ile "Dava Türleri" arasındaki ilişkiyi birleştirin. Hangi dava türünde zorunlu idari başvuru vardır, hangisinde ihtiyari? Bu ilişkiyi kurmadan çalışmayı bitirmeyin. İdari başvuru yollarının tüketilmesi, dava açma süresini durduran veya kesen bir etkiye sahiptir; bu sürelerin doğru hesaplanması davanın esastan görülmesi için elzemdir.
Yürütmenin durdurulması şartlarını, iptal davası ile birlikte düşünün. Hangi işlemlerde yürütmenin durdurulması istenemez? Bu istisnaları, dava türleri başlığınızın hemen altına küçük notlar olarak ekleyin. Yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkansız zararları engellemek içindir; dolayısıyla her iptal davasında bu müessese işlevseldir.
Mini kontrol
İdari bir işlemin iptali ile birlikte, bu işlemden doğan zararın tazmini hangi dava türüyle istenebilir?
Tam yargı davası.
Tam yargı davası açabilmek için idari işlemin öncelikle iptal edilmesi zorunlu mudur?
Hayır, doğrudan tam yargı davası açılabilir.
İdare mahkemelerinde sadece iptal ve tam yargı davalarına mı bakılır?
Hayır, idari sözleşmelerden doğan davalara da bakılır.